Ana içeriğe geç

Ceza Mahkemesinde Sanığa Son Söz Verilmezse Hükme İtiraz Edilebilir mi?

Ceza duruşmasında son söz hakkının atlanması, hükmün denetlenmesinde önemli bir usul itirazıdır. Tutanak ve kanun yolu süresi birlikte incelenir.
Avukat Emirhan Keskin

Yazar ve hukuk bürosu hakkında

Avukat Emirhan Keskin

Türkiye’deki hukuki süreçlere ilişkin içerikler hazırlar ve Mersin’den hukuki hizmet sunar. Yayınlar güncel resmî kaynaklar üzerinden denetlenir.

Mersin Barosu · Sicil No: 5507

Ceza duruşmasının son dakikalarında savcı mütalaasını açıkladı, müdafi konuştu ve mahkeme hemen hükmü okudu. Sanık “Ben son olarak bir şey söylemedim” diyorsa mesele yalnızca nezaket kuralı değildir. Duruşmada kimin hangi sırayla konuştuğu ve hükümden önce sanığa gerçekten söz verilip verilmediği kanun yolu bakımından önem taşır.

Kısa cevap ve hukuki ölçüt

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 216. maddesi uyarınca hükümden önce son söz hazır bulunan sanığa verilir. Müdafinin konuşmuş olması sanığın kişisel son söz hakkını kendiliğinden karşılamaz. Sanık duruşmada hazır değilse veya oturumun akışı farklıysa tutanakla birlikte durum değerlendirilir. Eksiklik iddiası, kararın niteliğine göre uygun kanun yolu dilekçesinde açıkça ileri sürülmelidir; “mahkeme yanlıştı” demek olayın hangi aşamasında hangi usul hakkının kısıtlandığını göstermeye yetmez.

Hangi kayıtlar belirleyici?

Tutanaktaki sıralama belirleyicidir: Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaası, katılanın ve müdafinin beyanı, sanığın konuşması ve hükmün okunması ayrı ayrı görülmelidir. SEGBİS ile bağlanılan duruşmada ses veya görüntü kesintisi yaşandıysa bağlantı tutanağı da istenir. Sanık söz istemiş, fakat kesilmişse bu durumun tutanağa geçirildiği bölüm özellikle incelenir. Tutanak “son söz soruldu” diyorsa fakat gerçekte farklı yaşandıysa iddia somut oturum verileri ve varsa kayıtlarla açıklanır.

Başvuru ve dosya planı

Gerekçeli karar ve duruşma tutanağının örneği alınarak kanun yolu bildirimi kontrol edilir. Başvurunun süresi, merci ve şekli kararın verilişine, tebliğine ve o tarihte uygulanan kurallara göre belirlenir; süre geçmeden usul itirazı ve esasa ilişkin diğer itirazlar aynı dilekçede düzenlenebilir. Son sözün atlandığı duruşma tarihi, tutanağın ilgili sayfası ve sanığın hazır bulunduğunu gösteren kayıt belirtilir. Eksikliğin hangi savunmayı yapmasını engellediği de somutlaştırılır; mahkemeden doğrudan beraat çıkacağı vaadi verilmez.

Somut bir örnek

Örneğin sanık, son oturumda güvenlik kamerasının saat ayarına ilişkin yeni belgeyi açıklamak istiyor olsun. Müdafi belgeyi sunmuş, fakat sanığa hükümden önce kişisel olarak söz verilmeden karar okunmuşsa 216. madde bakımından ayrı bir sorun doğar. Belgenin hükmün sonucunu değiştirip değiştirmeyeceği ayrı, sanığın son söz hakkına uyulup uyulmadığı ayrıdır. Başvuruda iki konu birbirinden ayrılarak yazılır.

Sınırlar ve olası itirazlar

Son söz hakkı her oturumda son konuşan kişinin sanık olması gerektiği şeklinde mekanik yorumlanmaz; ölçüt hükümden önceki son söz aşamasıdır. Sanığın hiç hazır bulunmadığı bir oturumda aynı maddeden otomatik sonuç çıkarılamaz. Karardaki bütün usul hataları aynı kanun yolu sonucunu doğurmaz; ilgili merci tutanak, oturum ve karar bütününü inceler. Bu nedenle yalnızca sosyal medyada anlatılan örneklerle hareket etmek yerine dosyanın karar ve tebligat zinciri birlikte görülmelidir.

Dosyada gözden kaçan ayrıntılar

Son oturumun başındaki yoklama ile hükmün açıklandığı andaki hazır bulunma durumu farklı olabilir. Sanık sonradan duruşmaya girmişse hangi işlemleri duyduğu; mütalaa değiştiyse yeni görüşe cevap verip veremediği ayrıca kaydedilmelidir. Mahkeme, tarafların delile ilişkin sözlerinden sonra yeni belge kabul etmişse savunmaya bu belgeyi tartışma olanağı tanınıp tanınmadığı da son söz sorusundan ayrıdır. Müdafi talebinin reddedildiği ara karar ve sanığa son söz verilmemesi ayrı usul itirazları olarak kaleme alınmalıdır. Başvuruda bir sayfalık duruşma özeti yararlı olur: mütalaa saati, müdafinin açıklaması, sanığın konuşması için fırsat, hükmün tefhimi ve tutanak sayfası. Eğer tutanakla kişinin hatırladığı akış uyuşmuyorsa belgeye bakmadan “kesinlikle hiç sorulmadı” biçiminde iddia kurmak yerine çelişkiyi açıklayan veri aranır. Başvuru üst mahkemeden tutanağın denetlenmesini ve usul eksikliğinin karar üzerindeki etkisinin incelenmesini istemelidir. Aynı dilekçede delillerin değerlendirilmesine ilişkin esas itirazlarını atlamak, yalnızca son söz tartışmasına güvenmek anlamına gelir. Kararın türü ve kanun yolu bildirimi başvurunun nereye sunulacağını belirler.

Sık sorulan sorular

Müdafim konuştuysa benim ayrıca konuşmam gerekir mi?

Hükümden önce hazır bulunan sanığın kişisel son söz hakkı vardır. Müdafinin beyanı bu hakkın kullanıldığını tek başına göstermez; tutanakta sanığa söz sorulup sorulmadığı kontrol edilir.

Sanık son söz kullanmak istemediğini söylerse ne olur?

Sanığa fırsat verilmiş ve sanık konuşmamayı seçmişse bu, hiç fırsat tanınmamasından farklıdır. Beyanın tutanağa doğru geçirilmesi gerekir.

Sonuç

Son söz tartışmasının sonucu, tutanağa ve sanığın hükümden önceki hazır bulunma durumuna bağlıdır. Gerekçeli karar, son oturum tutanağı ve kanun yolu bildirimi yan yana okunarak eksik işlemin somut savunmaya etkisi yazılmalıdır. Böylece süre kaçırılmadan, hem usul hem esas yönünden denetlenebilir bir başvuru hazırlanır.

İlgili okumalar

Hukuki dayanak

WhatsApp

Yayın şeffaflığı

Yayınlayan profil: Av. Emirhan Keskin

Mesleki kayıt beyanı: Mersin Barosu, sicil no 5507 · TBB Avukat Arama üzerinden doğrulayın

Yayın tarihi: · Sayfa değişikliği: . Sayfa değişikliği tarihi hukuki kontrol tarihi değildir.

Hukuki inceleme: Hukukçu incelemesi yalnız mevcut içerik sürümüne bağlı onay kaydı oluştuğunda gösterilir.

Genel resmî doğrulama portalları: Mevzuat · Resmî Gazete · UYAP. Bu bağlantılar genel portallardır; tek başına sayfadaki her iddiaya kaynak sayılmaz.